Gönderen Konu: Makale İletişim ve Dinleme  (Okunma sayısı 5362 defa)

sehzadeyavuz

  • Ziyaretçi
Makale İletişim ve Dinleme
« : Temmuz 15, 2006, 04:40:29 ÖS »
Makale II "İletişim ve Dinleme"

İLETİŞİM: Kaynak ile Alıcı arasında olayların anlamlı hale getirilmesi sürecidir.

Kaynak: Mesajı gönderen, iletişimi başlatan kişi/ler.

Alıcı: Kaynak tarafından gönderilen mesajı alan kişi/ler.

Mesaj: Anlamlandırılması istenen söz, davranış, hareket vs.

Kanal: Mesajın iletilme yolu/yöntemi.

Geri Bildirim: Alıcı tarafından, mesajın alınma ve yorumlanma biçimiyle ilgili kaynağın bilgilendirilmesi.

Dönüt: İletişim sürecindeki her şeyin geçtiği küme, örneklem, evren.

İnsanlar isteklerini konuşarak dile getirirler. Ancak iletişim sürecinde yalnızca sözlü değil davranışsal ve duygusal birimler de kullanılır. Her ne kadar tüm istek ve sorunlarımızı karşımızdaki insan/lar/a sözlü olarak ifade etsek de konuşmalarımıza bazı davranışsal ve duygusal öğeleri de katarız. Yüz, el, vücut, ses tonu konuşmalarımıza kattığımız diğer ifade biçimlerindendir. Ancak bütün bunları kullanırken bir diğer unsur da ortaya çıkmaktadır.

Dinleme: Basit bir ifadeyle söyleneni duymaktır. Konuşmacıyı devam etmeye ve daha fazla şeyler söylemeye davet eden dikkatli bir sessizlikle tepki vermektir (Tony Voss,112) Bu da, dinleyenin yargılamayı askıya almasını ve fikir oluşturmaya başlamamasını gerektirir. Bu, diğer kişinin doğru mu yanlış mı söylediğine, ya da onun fikirlerine katılıp katılmadığınıza karar vermekten ziyade, onun neyi anlatmaya çalıştığını anlamaya dikkatinizi toplamayı gerektirir. Eğiticiler zamansız yargılamalarla bulundukları bilgi gelişimini yarıda kesmiş ve karşısındakine saygısı olmadığını göstermiş olur. (Voss,77)

Dinleme de iletişim gibi birçok unsuru içinde barındırır. Bunlardan bazıları:

Aktif Dinleme: Senli benli dinlemelerden çok, disiplinli, kurallı ve güçlü bir dinleme olarak tanımlamak yerinde olur. Karşımızdaki insan/lar/ı etkili bir şekilde dinleyebilmek için dinleme sürecinde bazı davranışları ortaya koymamız gerekiyor.

Dikkatini Verme: Karşınızdakine “seni dinliyorum” mesajının verilmesidir. Bunun için de beden dilimizi kullanırız.

• Yüz yüze gelecek şekilde oturmak.

• Hafifçe, konuşana doğru eğilmek.

• Konuşurken ya da dinlerken göz teması kurmak.

• Söylenenlerin anlaşıldığını gösterecek davranışlarda bulunmak ya da sözel öğeler kullanmak (hı..hı, evet demek gibi).

• Konuşanın dikkatini dağıtacak davranışlarda bulunmamak.

Konuşana gösterdiğimiz davranışsal ve sözel tepkilerdeki ölçümüz konuşanın kendini açmasına, öğrenmesine, ama önce güvenmesine yol açar. Sonuçta hem konuşma ve paylaşım hem de dinleme ve öğrenme başarılı olur.

Not Tutma: Birbirinden farklı iki tutumun gelişmesine neden olur. Karşımızdakinin söylediklerine verdiğimiz önemi vurgular; önemli gördüğümüz noktaları kaydederek hem etkili dinleme ve öğrenme hem de açıklanmasını istediğimiz noktalara kesintisiz dönme imkânı verir. Karşımızdaki insanı daha dikkatli konuşmaya yönlendirir. Aslında iletişimde konuşanı yönlendirmek iletişim engellerinden biridir.

Soru Sorma: İkinci temel beceridir. Soru sorma anlayış geliştirmeye yardım eder. Üstün eğiticiliğin anahtarı eğitilenlerin kendi performanslarını nasıl geliştireceklerini keşfedebilmek için yeterli bilgi geliştirmektir (Voss, 78).

Odaklanma: Neleri bilmek amacıyla soru sormaktır. Öğrenenlerin hangi tedbirleri alacaklarını belirlemeye odaklanmaları gerekir. Burada amaç yönlendirme değil aksine hangi tedbirleri alacaklarına ilişkin seçenekler öne sürmektir, ya da olası stratejilerini değerlendirmelerine yardımcı olmaktır.

“O halde görünüşe göre burada üç seçeneğin var; peki bunların artı ve eksikleri nelerdir?”

“Bu seçeneklerden hangisini tercih edersin?”

“Süreci ileriye alacaksan sürenin sarkmasını nasıl engelleyeceksin?”

Yukarıdaki sorularla çalışanların konu ya da konulara odaklanması, olaylar arasındaki bağın güçlendirilmesi sağlanmış olur.

Onaylama: Hepimiz yaptıklarımızın onaylanmasına ihtiyaç duyarız. Yapılan işten sonraki onaylama kişide yeterlilik duygusunu güçlendirir ve kişinin daha iyi olmaya kendini adamasını sağlar (Voss,79).

Dinlemenin Yararları:

En geniş ilgiye sahip olanlar, dinlemesini bilen, en ilginç ve en başarılı insanlardır. İyi dinlemeyenlerin sınırlı ilgi alanları vardır ve mesleki gelişimlerini ve kişisel memnuniyetlerini kısıtlarlar (Arthur K. Roberson,32-33).

Birinci faydası, konuşmacının kendine olan saygısını artırmanız ve sonuçta sizin de kazanmanızdır. Kendine saygı, kişisel verimlilikte en başta gelen özelliktir. Sizin için önemli olan kişileri dinleyerek, onlara değer verdiğinizi göstermiş olursunuz.

İkinci faydası, dolaylı olarak yeni sözcükler öğrenmenizdir. Çalışmalar gösteriyor ki işleri ne olursa olsun en başarılı insanlar, en geniş sözcük dağarcığına sahip olanlardır. Bu insanların ortalama düzeyden daha başarılı olmalarının bir nedeni de sorunlara daha fazla çözüm getirebilmeleridir. Bu kişiler çok yönlü düşünebilmektedir.

Biz bölüm bölüm düşünürüz; bölümler sözcüklerle tanımlanır. Kelime hazinesi ne kadar geniş olursa, sorunları teşhis etme ve çözmede farklı yollar sunan bölümlerin kapasitesi de o kadar büyük olur (Robertson,33-34).

Dilbilimciler, çeşitli çözümler sunan bu kapasiteye, “gerekli çeşitlilik” adını verirler. Kelime hazinesini genişletmenin ve gerekli çeşitliliği kazanmanın en etkin yolu okuma ve dinlemedir.

KAYNAKÇA
1) Voss, Tony. Takımınızın Yeteneklerini Geliştirmede Lider Yöneticilik (coaching) orj:Sharpen Your Team’s Skills in Coaching Hayat Yayınları, İstanbul 2002

2) Robertson, K. Arthur. Etkili Dinleme orj:Listen For Succes A guide To Effective Listening, Hayat Yayınları,İstanbul 2004

Yazan: Psikolojik Danışman REFİK YAVUZ
Yazılma Tarihi:09/04/2005

Bu makale www.rpd.ogretmeni.com sitesinde yayınlanmıştır.
« Son Düzenleme: Temmuz 16, 2006, 11:01:33 ÖS Gönderen: mtcanbay »

PDR forum.net

Makale İletişim ve Dinleme
« : Temmuz 15, 2006, 04:40:29 ÖS »

 


Facebook Comments